3 Aralık 2010 Cuma

Murphy #6

"Sonuçta karşılaşılan yalnızca sessizliktir, kötü gizlenen ve kötü ifade edilen şey arasındaki, beceriksizce söylenen yalan ile zorunlu yalan arasındaki şu kırılgan ayrım."(s. 163)

Murphy #5

"Tedavinin işlevi hastayı kendi küçük, özel çöplüğünden çıkarıp muhteşem dünyanın merak, sevgi, nefret, tutku, sevinme, ağlama gibi farklı unsurlarıyla, paha biçilmez ayrıcalığına yeniden kavuşacağı ve kendisinden hiç de farklı olmayan ötekilerle akılcı ve dengeli biçimde avunacağı duruma getirmek ve aradaki uçurumu kapamaktı.
Ama bütün bunlar, psikiyatrların sürgün diye tanımladığı bedensel ve ussal deneyimi barınak; iyiliksever bir dizgeden kovulmuş olarak değerlendiren, hastaları da müthiş bir fiyaskodan kaçmış kişiler olarak gören Murphy'yi çileden çıkarıyordu. Eğer aklı günlük olayları yorumlamak bilmeyen bir araç gibi alt alta yazıp toplayan şaşmaz bir yazarkasa olsa, o zaman kuşkusuz aklın yitimine üzüntü duyabilirdi. Ama böyle olmadığına göre, aklı diye adlandırdığı şey bir araçtan çok, içinden kendinin soyutlanmış olduğu günlük olayların bir izdüşümü biçiminde ortaya çıktığına göre aklın yokoluşunu, zincirlerinden kurtulmaya özdeşleştirip alkışlamasından daha doğal ne olabilirdi?" (s. 114)

Murphy #4

"Murphy usunu dış evrene sımsıkı kapalı, büyük ve oyuk bir küre olarak tasarlıyordu. Bir fakirleşmeden söz edilemezdi, çünkü bu kürenin içinde dış dünyada bulunan hiçbir unsur eksik değildi. Dışındaki evrende sanal ya da gerçek olan ya da sanaldan gerçeğe dönüşen ya da gerçekten sanala gerileyen her şey onun iç evreninde yerini bulmuştu, bulacaktı." (s. 72)

"Böylece Murphy kendini bir beden ve bir us olarak ikiye bölünmüş hissediyordu. Görünürde bir iletişim vardı aralarında, yoksa ortak bir şeye sahip olduklarını nasıl bilebilirdi. Ama usunu bedeninden soyutlanmış hissediyordu ve ne iletişimin hangi yoldan sağlandığını ne de iki deneyimin nasıl olup da birbirlerinin alanlarına taştığını anlayabiliyordu. İkisin de birbirinden bağımsız olduğuna inanıyordu. (s. 72)

"İkiye parçalanmıştı, bir parçası aydınlık, gölge ve karanlık bir küre olarak tanımladığı şu usundaki odayı terk etmiyordu hiç, burdan çıkış yoktu çünkü. Ama ussal dünyadaki her devini, bedenin dünyasında bir dinlenme gerektiriyordu. Yatağında uyumak isteyen bir adam. Başının ardındaki bölmeden çıkmak isteyen bir fare. Adam farenin gürültüsünü duyduğu için uyuyamaz, fare de adamın gürültüsünü duyduğu için çıkamaz. Biri uyanık kalır, öteki de beklerken mutsuzdur, ama adamın uyuduğunu, farenin de deliğinden çıktığını varsayarsak, ikisinin de mutluluklarını kesinleyebiliriz." (s. 73)

Murphy #3

"Akıl onu kaybetmekten korkanlara kene gibi yapışırdı. Ya onu kaybetmeyi umut edenlere..." (s. 63)

Murphy #2

"Murphy'nin mutsuzlukları erken başlamıştı. Yalnızca ilk ağlayışına kadar gerilere uzanırsak, uluslararası müzik kurallarına göre saniyede 435 çifte titreşimli la olacağına, tık nefes bir sol'dü viyaklaması. Amatör ve oldukça usta bir flütçü olan, eski Dublin Orkestrası'nın ateşli üyesi, dürüst jinekolog, nasıl da düşkırıklığına uğramıştı! Bir ağızdan lanetler haykıran milyonlarca minik gırtlaktan yalnızca Murphy'nin yanlış nota çıkarması, ne büyük bir üzüntüyle saplanmıştı! Yalnızca ilk ağlayışına kadar gerilere uzanırsak." (s. 51)

Murphy

"Üstesinden gelinen her güçlük, yerini bir başkasına bırakıyor. İnsan gereksinmeleri kısır bir döngü oluşturuyor. Biri tatmin edilir edilmez, öteki çıkıyor karşımıza." (s. 42)

"İşler düzelecek beklentisi ortadan kalkarsa, kötüye gider korkusu da siliniyor." (s. 43)

Gurbet Hikâyeleri

Hülle
"İnsan kendi memleketinden uzaklaşıp da böyle başka ırklarla meskûn ayrı isimli yerlere gitti mi bilmediği, görmediği acayip vakalarla karşılaşmak, birtakım sergüzeştler geçirmek ister. Çoğu defa, bunları yapamadığı içindir ki seyahatinden mübalağacı, hatta yalancı olarak döner. Bire bin katmak, habbeyi kubbe yapmak, fili yılana yutturmak... İşte yolculuğun eskiden resimli gazete ve sinema asrından evvelki maksadı bunlar idi." (s. 82)