Kayıp Zamanın İzinde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayıp Zamanın İzinde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #11

"'Belki de,' diyorum kendi kendime, 'güzel bir metnin değerinin kesin ölçütü , o metni yazarken alınan zevk değildir; zevk, belki genellikle fazladan eklenen, ama yokluğu metnin değerini düşürmeyen, tamamlayıcı bir durumdur sadece. Belki de kimi şaheserler esneyerek yazılmıştır.'" (s. 240)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #10

"Fotoğraf, gerçeğin bir kopyası olmaktan çıkıp bize artık mevcut olmayan şeyleri gösterdiğinde, yoksun olduğu haysiyeti bir ölçüde kazanmış oluyor." (s. 302)

"Zevk de fotoğraf gibidir. Sevdiğimiz insanın yanında alınan, negatif bir klişedir sadece; bunu daha sonra, evimize döndüğümüzde, insanlarla görüştüğümüz sürece kapısı kapalı olan içimzdeki karanlık odaya girebildiğimizde banyo ederiz." (s. 394)

"Bir insanı tam olarak tanımak mümkün olsaydı, ancak başlangıçtaki optik yanılgılar (çeşitli denemeler sonucunda) anlaşıldıktan sonra o noktaya gelinebilirdi. Ama mümkün değildir; çünkü bizim o insanı görüşümüz düzelirken, kıpırtısız bir hedef olmayan o insanın kendisi de bir yandan değişir; biz onu yakaladığımızı zannederken yer değiştirir ve nihayet onu daha net gördüğümüzü düşündüğümüzde, aslında netleştirmeyi başardığımız şey, onun eskiden yakaladığımız, artık onu temsil etmeyen görüntüleridir." (s. 395)

"İnsan kesin bir anı arar, ama daha o anda görüntü bulanır." (s. 371)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #9

"Bazı insanlar, aşırı meraklarıyla canınızı sıkarlar, bazıları da mutlak meraksızlıklarıyla; bunlara en sansasyonel olaylardan söz edersiniz, haberleri bile yoktur; kimileri, onlarla değil, sizinle ilgiliyse, bir mektubunuza aylarca cevap vermezler veya size bir şey sormaya geleceklerini söylerler; siz, geldiğinizde evde olmama korkusuyla dışarı çıkmaya cesaret edemez, beklersiniz, gelmezler, sizi haftalarca bekletirler; çünkü kesinlikle cevap gerektirmeyen mektuplarına sizden bir cevap gelmeyince sizi kızdırdıklarını zannetmişlerdir. Kimileri de, sizin arzunuza değil kendi arzularına kulak verip, kendileri neşeliyse, sizi görmek istiyorlarsa, sizin ne kadar acil bir işiniz olursa olsun, tek kelime etmenize izin vermeden konuşurlar; ama hava durumu veya kendi keyifsizlikleri yüzünden yorgunsalar, tek kelime alamazsınız ağızlarından, çabalarınıza bir ölü kıpırtısızlığıyla karşı koyarlar ve söylediklerinize, hiç duymuyormuşçasına, tek hecelik cevaplar vermek zahmetine dahi katlanmazlar. Her arkadaşımızın öyle kendine has kusurları vardır ki, onu sevmeye devam edebilmek için, -yeteneğini, iyiliğini, sevecenliğini düşünerek- kusurlarını kendimize unutturmaya, daha doğrusu, bütün iyi niyetimizi gösterip dikkate almaya mecburuzdur. Ne yazık ki, arkadaşımızın kusurunun görmemek konusundaki hoşgörülü inadımız, onun kendi körlüğü veya başkalarına atfettiği körlük yüzünden bu kusuruna saplanıp kalma inadının yanında hiç kalır. Çünkü o bu kusuru görmez ya da görülmediğini zanneder." (s. 282 - 283)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #8

"Beni bilirsin, alışkanlıkların insanıyımdır. En sevdiğim insanlardan ayrıldıktan hemen sonraki ilk günlerde, mutsuz olurum. Ama onları hep aynı şekilde sevmeye devam ettiğim halde, alışırım, hayatım sakinleşir, yatışır; onlardan aylarca, yıllarca ayrı kalmaya dayanabilirim." (s. 270)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #7

"Alışkanlık her şeyi zayıflattığı için, bir insanı bize en iyi hatırlatan şey, aslında unuttuğumuz şeydir (önemsiz olduğu için unutulmuş ve bu sayede bütün gücünü koruyabilmiştir çünkü)." (s. 196)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #6

"Beethoven'ın dörtlüleri (XII., XIII., XIV. ve XV. dörtlüler), elli yıllık bir çaba sonucu, Beethoven dörtlüleri dinleyicisini yaratmış, çoğaltmıştır; böylece, bütün şaheserler gibi, sanatçıların değerinde olmasa bile, en azından toplumda bir gelişme sağlamıştır; bu toplum, bugün büyük ölçüde, şaheserin ortaya çıktığı anda kolay kolay bulunamayan öğelerden, yani onu sevebilecek insanlardan oluşmaktadır. Gelecek kuşaklar dediğimiz şey, eserin gelecekteki kuşaklarıdır. Eserin, (basitleştirmek için, aynı çağda, paralel biçimde, kendisinden başka dehaların da yararlanacağı bir kitleyi geleceğe hazırlayabilecek öteki dehaları hesaba katmazsak) kendi gelecek kuşaklarını kendisi yaratması gerekir. Yani eser bir kenarda tutulmuş, sadece gelecek kuşaklar tarafından tanınmış olsaydı, bunlar bu eser için bir gelecek kuşak değil, sadece elli yıl sonra yaşamış bir çağdaşlar topluluğu olurdu. Bu yüzden de sanatçının, eserinin yolunu izlemesini istiyorsa eğer, yeterince derinliği olan bir yere, uzak geleceğe, eserini fırlatması gerekir." (s. 96)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #5

"Erdemlerimiz, özgür, değişken, kullanımı daimi şekilde bize ait şeyler değillerdir; zihnimizde erdemlerimiz, karşılaştığımızda kendilerini harekete geçirmeyi görev bildiğimiz olaylara öyle sımsıkı bağlanmıştır ki, karşımıza farklı nitelikte bir olay çıktığında, gafil avlanır ve bu erdemlerimizi kullanabileceğimi aklımıza bile getirmeyiz." (s. 8)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #4

"Dünyada benden bu kadar farklı insanlar olmasına hayret etmekteydim; çünkü şehirdeki bu gezintiyi otel müdürü bana bir eğlence olarak tavsiye etmişti; ayrıca otelin, abartılı da olsa, koca bir müşteri topluluğunun zevklerine hitap eden broşürüne bakılırsa, aslında bir işkence mekânı demek olan yeni bir yaşama mekânı, bazı insanlara 'zevk ve mutluluk merkezi' gibi gelebiliyordu." (s. 215)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #3

"Hayat hakkında kötümser bir hüküm verir ve doğru bir hüküm olduğuna inanırız, çünkü mutluluk ve güzelliği de hesaba kattığımız kanısındayızdır; oysa onları hesaba katmamış, ikisinden de bir nebze olsun iz taşımayan sentezler koymuşuzdur onların yerine. İşte bu yüzden bir aydına yeni bir 'güzel kitap'tan söz edildiğinde, sıkıntıyla esnemeye başlar, çünkü okuduğu bütün güzel kitapların bir tür bileşimini hayal eder; oysa güzel bir kitap özeldir, tahmin edilemezdir, kendinden önceki şaheserlerin toplamından oluşmaz, bu toplamı tamamen özümsemiş olmak, bu yeni şaheserin özünü bulmaya katiyen yetmez; çünkü o zaten bu toplamın dışındadır." (s. 207 - 208)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde #2

"Rüyalardaki insanların isimleri bizi yanıltabilir. Sevdiğimiz insanı rüyada, sadece hissettiğimiz acının şiddetinden tanıyabiliriz." (s. 182)

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde

"Romancılar Zaman'ın geçip gitmesini anlaşılır kılabilmek için, yelkovanların dönüşünü delice hızlandırarak okura iki dakikada on, yirmi, otuz yılı geçirtmek zorundadırlar. Bir sayfanın başında umutlarla dolu halde bıraktığımız âşığı, bir sonraki sayfanın sonunda seksenlik, düşkünler yurdunun avlusunda günlük gezintisini güç bela tamamlayan, söylenen sözlere zar zor cevap veren, geçmişi unutmuş bir ihtiyar olarak buluruz. Babam benimle ilgili olarak, 'Artık çocuk değil, zevkleri değişmez artık, vs...' demekle, ansızın Zaman içinde kendimi göstermişti bana; duyduğum hüzün, henüz o bunak ihtiyar değilmişim de, yazarın kitabın sonunda, özellikle zalim olan kayıtsız bir tonda, 'Köyden giderek daha nadir ayrılır oldu. Sonunda temelli köye yerleşti vs...' diye anlattığı roman kahramanlarından biriymişim gibi bir hüzündü." (s. 52 - 53)