"Bütün insan yaşantıları sonunda saçmaya varır ve iki tane üç kiloluk ütü bir terzi ütüsünden daha ağırdır." (s. 80)
Ses ve Öfke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ses ve Öfke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Kasım 2010 Cuma
Ses ve Öfke #3
"Bir saat vardı, yukarıda güneşin içinde, nasıl bir saat olduğunu düşündüm, bir şey yapmak istemediğimiz zaman, nasıl olup da vücudunuzun sizi onu yapmaya zorladığını, bir çeşit farkında olmamazlık. Boynumun arkasındaki kasları duyuyorum ve sonra saatimin cebimde tik tak edip durduğunu işitiyorum ve bir süre sonra bütün başka sesler de öte yanda kalıyor, yalnız saatim cebimde." (s. 74)
Etiketler:
Alıntı,
Ses ve Öfke,
William Faulkner,
Yapı Kredi Yayınları
Ses ve Öfke #2
"Pencerenin gölgesi perdelerin üstüne vurduğu zaman yedi ile sekiz arası idi, sonra zaman içinde yeniden buldum kendimi, saati işitince. Büyükbabamındı ve babam bana verdiği zaman, Quentin, sana bütün umutların ve özlemlerin mezarını veriyorum demişti; o daha çok insan yaşantılarının saçmalığını varman için acıta acıta kullanılmaya elverişlidir, böylece senin kişisel ihtiyaçlarını babanın ve onun da babasının ihtiyaçlarını karşıladığından daha çok karşılamayacaktır. Bu saati sana zamanı hatırlayasın diye değil, ara sıra onu bir an unutasın diye veriyorum. Çünkü şimdiye kadar hiçir savaş kazanılmamıştır demişti. Dahası savaşılmamıştır bile. Savaş alanı insanların delilikleri ile umutsuzluklarını ortaya çıkarır ve zafer felsefecilerle budalaların hayalidir.
Yakalıklarımın durduğu kutuya dayalıydı ve ben yatmış dinliyordum saati. İşitiyorum, o kadar. Bir insanın bir cep ya da duvar saatini isteyerek dinleyeceğini sanmam. Gereksizdir de bu. Uzun bir süre sesi unutabilirsiniz ve sonra bir saniyelik tiktak, işitmediğiniz zamanın eksilen uzun geçit resmini eksiksiz yaratır zihnimizde. Babamın dediği gibi, uzun ve tek ışık demetlerinin derinliklerinde insanın yürüdüğünü görebilirsin sanki." (s. 68)
Yakalıklarımın durduğu kutuya dayalıydı ve ben yatmış dinliyordum saati. İşitiyorum, o kadar. Bir insanın bir cep ya da duvar saatini isteyerek dinleyeceğini sanmam. Gereksizdir de bu. Uzun bir süre sesi unutabilirsiniz ve sonra bir saniyelik tiktak, işitmediğiniz zamanın eksilen uzun geçit resmini eksiksiz yaratır zihnimizde. Babamın dediği gibi, uzun ve tek ışık demetlerinin derinliklerinde insanın yürüdüğünü görebilirsin sanki." (s. 68)
Etiketler:
Alıntı,
Ses ve Öfke,
William Faulkner,
Yapı Kredi Yayınları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
