"Türkiye'nin ayağına Avrupa'yı getirmek için dışarıya gönderilen ilk 'harika çocuklar'dan kaçı 'başarılı' olmuştu? Gerçekten? En yeni sanat akımlarını izlemişlerdi, Rimbaud okumuş, Gauguin sevmiş, ince hastalığa yakalanmış, salonlarda felsefe yapmışlardı kendilerinden beklendiği ölçüde. Yakup Kadri Beyin deyimiyle halka, köylüye ulaşmak, onu eğitmek, onunla el ele vermek ortak düşleriydi. Oysa dönüşlerinde, konservatuvarda müzik ya da resim öğretmenliği ya da uyduruk bir hukuk müşavirliği, bir müfettişlik bekliyordu onları. İşin kötüsü, eğitmeye çalıştıklarıyla, ilişkiye girdikleri kimselerle hiçbir ortak yanları kalmamıştı. İstekleri dışında koparılmışlardı toplumdan. Başkaldırmayı öğrenmişken, gelip ufacık bir halkası olmuşlardı bürokrasinin." (s. 14)
Önsöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Önsöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi
"Türkiye'nin ayağına Avrupa'yı getirmek için dışarıya gönderilen ilk 'harika çocuklar'dan kaçı 'başarılı' olmuştu? Gerçekten? En yeni sanat akımlarını izlemişlerdi, Rimbaud okumuş, Gauguin sevmiş, ince hastalığa yakalanmış, salonlarda felsefe yapmışlardı kendilerinden beklendiği ölçüde. Yakup Kadri Beyin deyimiyle halka, köylüye ulaşmak, onu eğitmek, onunla el ele vermek ortak düşleriydi. Oysa dönüşlerinde, konservatuvarda müzik ya da resim öğretmenliği ya da uyduruk bir hukuk müşavirliği, bir müfettişlik bekliyordu onları. İşin kötüsü, eğitmeye çalıştıklarıyla, ilişkiye girdikleri kimselerle hiçbir ortak yanları kalmamıştı. İstekleri dışında koparılmışlardı toplumdan. Başkaldırmayı öğrenmişken, gelip ufacık bir halkası olmuşlardı bürokrasinin." (s. 14)
Etiketler:
Alıntı,
Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi,
Önsöz,
tomris uyar,
Yapı Kredi Yayınları
22 Temmuz 2010 Perşembe
Herkesin Böyle Bir Amcası Olmalı...
"Peki O Zaman Konu Ne?
Romanlarda konu dışına çıkma dediğimiz yerlerde sıkılırız. Zaten sıkılmaya başladığımız andan itibaren romanın konu dışına çıktığını söyleriz kendimize. Öte yandan, romanlarda neyin sıkıcı olduğu da okurdan okura değişir. Kimi uzun doğa tasvirlerinde esnemeye başlar, kimi düğün töreninin ayrıntıları anlatıldığında, kimi yeterince sevişme olmadığı için, kimi olduğu için sıkılır, kimi nakkaşların hünerine kızar, kimi de karmaşık aile ve akrabalık ilişkilerinin renklerine girildiğinde. Zaten, bütün bu konular değil, bir romanı itici ve çekici yapan, yazarının anlatım hüneri ve usulüdür. O zaman da bir kitabın konusunun her şey olabileceğini anlarız hemen. Tristram Shandy işte böyle bir kitaptır; konusu her şeydir." (s. 9)
"Bütün büyük romanlar zaten bildiğiniz, ama o konuda büyük bir roman yazılmadığı için kabul edemediğiniz gerçekleri göstermek için yazılır." (s. 19)
Romanlarda konu dışına çıkma dediğimiz yerlerde sıkılırız. Zaten sıkılmaya başladığımız andan itibaren romanın konu dışına çıktığını söyleriz kendimize. Öte yandan, romanlarda neyin sıkıcı olduğu da okurdan okura değişir. Kimi uzun doğa tasvirlerinde esnemeye başlar, kimi düğün töreninin ayrıntıları anlatıldığında, kimi yeterince sevişme olmadığı için, kimi olduğu için sıkılır, kimi nakkaşların hünerine kızar, kimi de karmaşık aile ve akrabalık ilişkilerinin renklerine girildiğinde. Zaten, bütün bu konular değil, bir romanı itici ve çekici yapan, yazarının anlatım hüneri ve usulüdür. O zaman da bir kitabın konusunun her şey olabileceğini anlarız hemen. Tristram Shandy işte böyle bir kitaptır; konusu her şeydir." (s. 9)
"Bütün büyük romanlar zaten bildiğiniz, ama o konuda büyük bir roman yazılmadığı için kabul edemediğiniz gerçekleri göstermek için yazılır." (s. 19)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)