"Ne tuhaf bir yaşam bu!... Her yerde yabancı olmak, her ayrılışta, her yola çıkışta, sonunda kendi yerine, yurduna varabileceği umudunu taşımak, garip bir iştir. İnsanın kendi yeri, yurdu, neresi?" (s. 121)
Narla İncire Gazel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Narla İncire Gazel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Nisan 2011 Çarşamba
31 Ocak 2011 Pazartesi
Narla İncire Gazel #10
"Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilemeyiz..." (s. 136)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #9
İnsanlar Kitabı
"Bir kitap --- yazaru "bu kitaba her düşündüğümü, her tasarladığımı, her yaşadığımı koyacağım" diyenlerden bile olsa --- ancak bir yazıp on atmak, en vazgeçilmez görünen yeri bile sırası gelince atmak koşuluyla biter. Sırası gelince... Yani bitmiş görünen kitabı, her tasarladığını unutarak, yazmış olduğunu bile unutmağa çalışarak, en baştan ele aldığında... Yazma işini böyle anlayan da var, öyle diyelim. Kitap ancak sen, ürettiklerinin çoğunu atmağa razı olduğunda, yani kitabın belirli parçalarının, öğelerinin kendi kendine yeten bir düzen kurduğunu görebildiğinde biter. Kim bilir, bu düzeni başta biraz sezmiş, kurmağı bir ölçüde tasarlamış olabilirsin. Ama bu düzen ancak yazdıkça, yazmak için kafandakileri ayıkladıkça kurulur. Böyle şeyler söylemek birçok sorunun sorulmasına yol açar; ama bu sorular, bir bakıma, boş yere sorunun sorulmasına yol açar; ama bu sorular, bir bakıma, boş yere düşündüklerini açıklaması, kendi açısından anlam taşımaz. Onu okuyan için de, yazarın düşündükleri değil, yapabildikleri ---ya da, yapamadıkları--- önemlidir. Onun düşüncelerinden yararlanıp yazı yazacaklar, yazı yazmasını öğrenecekler... diye bir şey olamaz. Yazı yazacak kişi, başkasından öğrendiğini, o başkasının kitabını okuyarak öğrenir. Yazı yazma üzerine düşünceler, tartışmağa, düşünmeye yarar. Yazıyıu öğrenmeğe değil.
Çocuk büyüyor; anası babası olsun, onların yakınları olsun, kimi huyunu, davranışını beğenmiyor çocuğun; açıkça söylüyor ya da içinden geçiriyor. Demeğe getirdikleri, "böyle olmayabilirdi" o kadar. "Şöyle olacağına böyle olaydı ya," da denir; ama o denene, diyen de inanmaz. "Böyle olmayaydı keşke"... Herkes bir şeyler dileyebilir ya, olacak var, olmayacak var. Sınırlarının farkındayızdır, dururuz; kendimizi bu duruma uyarlarız, yapacağımız budur.
İnsan söz konusu olduğunda kabul ettiğimizi, örneğin sanatta kabul etmemiz niye bu kadar güçleşiyor?" (s. 128)
"Bir kitap --- yazaru "bu kitaba her düşündüğümü, her tasarladığımı, her yaşadığımı koyacağım" diyenlerden bile olsa --- ancak bir yazıp on atmak, en vazgeçilmez görünen yeri bile sırası gelince atmak koşuluyla biter. Sırası gelince... Yani bitmiş görünen kitabı, her tasarladığını unutarak, yazmış olduğunu bile unutmağa çalışarak, en baştan ele aldığında... Yazma işini böyle anlayan da var, öyle diyelim. Kitap ancak sen, ürettiklerinin çoğunu atmağa razı olduğunda, yani kitabın belirli parçalarının, öğelerinin kendi kendine yeten bir düzen kurduğunu görebildiğinde biter. Kim bilir, bu düzeni başta biraz sezmiş, kurmağı bir ölçüde tasarlamış olabilirsin. Ama bu düzen ancak yazdıkça, yazmak için kafandakileri ayıkladıkça kurulur. Böyle şeyler söylemek birçok sorunun sorulmasına yol açar; ama bu sorular, bir bakıma, boş yere sorunun sorulmasına yol açar; ama bu sorular, bir bakıma, boş yere düşündüklerini açıklaması, kendi açısından anlam taşımaz. Onu okuyan için de, yazarın düşündükleri değil, yapabildikleri ---ya da, yapamadıkları--- önemlidir. Onun düşüncelerinden yararlanıp yazı yazacaklar, yazı yazmasını öğrenecekler... diye bir şey olamaz. Yazı yazacak kişi, başkasından öğrendiğini, o başkasının kitabını okuyarak öğrenir. Yazı yazma üzerine düşünceler, tartışmağa, düşünmeye yarar. Yazıyıu öğrenmeğe değil.
Çocuk büyüyor; anası babası olsun, onların yakınları olsun, kimi huyunu, davranışını beğenmiyor çocuğun; açıkça söylüyor ya da içinden geçiriyor. Demeğe getirdikleri, "böyle olmayabilirdi" o kadar. "Şöyle olacağına böyle olaydı ya," da denir; ama o denene, diyen de inanmaz. "Böyle olmayaydı keşke"... Herkes bir şeyler dileyebilir ya, olacak var, olmayacak var. Sınırlarının farkındayızdır, dururuz; kendimizi bu duruma uyarlarız, yapacağımız budur.
İnsan söz konusu olduğunda kabul ettiğimizi, örneğin sanatta kabul etmemiz niye bu kadar güçleşiyor?" (s. 128)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #8
İnsanlar Kitabı
"En usta, en iyi niyetli, en çalışkan okurun bile önünde, yazılması durmuş, kıpırtısız metin vardır. Yaşamak ile yaşanmışı okumak gibi bir şey. Mi?" (s. 91)
"En usta, en iyi niyetli, en çalışkan okurun bile önünde, yazılması durmuş, kıpırtısız metin vardır. Yaşamak ile yaşanmışı okumak gibi bir şey. Mi?" (s. 91)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #7
İnsanlar Kitabı
"Yazı yazarken, her tümceyi, tümce parçasonı, sırasında her sözcüğü, arkasından gelecek olan tümceden, parçadan, sözcükten ayıran, uzun ya da kısa, bir süre vardır; ikircikle, olasılıkların, olanakların gözden geçirilmesi, tartılması, seçilmesiyle, verilen kararın bir daha, bir daha düşünülmesiyle doldurduğum bir süre... Okur, bu süreyi bilmez, yaşamaz." (s. 89)
"Yazı yazarken, her tümceyi, tümce parçasonı, sırasında her sözcüğü, arkasından gelecek olan tümceden, parçadan, sözcükten ayıran, uzun ya da kısa, bir süre vardır; ikircikle, olasılıkların, olanakların gözden geçirilmesi, tartılması, seçilmesiyle, verilen kararın bir daha, bir daha düşünülmesiyle doldurduğum bir süre... Okur, bu süreyi bilmez, yaşamaz." (s. 89)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #6
İnsanlar Kitabı
"Az konuşan, yalnızlığı asıl durumu bellemiş insanların çok konuştuklarını farkettiklerinde birden utanıp susmalarına benzettim susuşunu. Okumamış olduğum sayfayı çevirirken 'on dakikadan önce konuşmağa yanaşmazsa, doğru düşünmüş olacağım," diye bahse giriyorum içimden." (s. 88)
"Az konuşan, yalnızlığı asıl durumu bellemiş insanların çok konuştuklarını farkettiklerinde birden utanıp susmalarına benzettim susuşunu. Okumamış olduğum sayfayı çevirirken 'on dakikadan önce konuşmağa yanaşmazsa, doğru düşünmüş olacağım," diye bahse giriyorum içimden." (s. 88)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #5
Üç Tanımlık Ara Söz
"Yaşamımıza doldurduğumuz, yaşamımızı doldurduğumuz işler üşüşüyor usuma. Vaktimiz azaldıkça ağırlığı artan, umutsuzluğu gönlümüze çöken işler. İsteğimiz azaldığı için gücümüzün de azaldığını sandığımızdan gözümüzde büyüyen "yapılacak iş" yığını..." (s. 41)
"Yaşamımıza doldurduğumuz, yaşamımızı doldurduğumuz işler üşüşüyor usuma. Vaktimiz azaldıkça ağırlığı artan, umutsuzluğu gönlümüze çöken işler. İsteğimiz azaldığı için gücümüzün de azaldığını sandığımızdan gözümüzde büyüyen "yapılacak iş" yığını..." (s. 41)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #4
Hayvanlar Kitapçığı
"İnsanın bir zamanlar farkında olduğu bir dirim dengesi ortaklığının yerine, sömürücülüğün ya da daha kötüsü, aldırışsızlığın da ötesinde bir bakar körlüğün almış olmasını ürkünç buluyorum." (s. 31)
"İnsanın bir zamanlar farkında olduğu bir dirim dengesi ortaklığının yerine, sömürücülüğün ya da daha kötüsü, aldırışsızlığın da ötesinde bir bakar körlüğün almış olmasını ürkünç buluyorum." (s. 31)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #3
Hayvanlar Kitapçığı
"'Eğitsel' hayvanlarımız çocuk kitaplarında kala, ayılar, tavşanlar, köpekler evlerin birer köşesinde tozlana ya da güvelere yem oladursun, onları kucaklarında sıka sıka uyumuş olanlar şimdi arabalarının önüne çıkan sevilmişleri çiğnememekle yetinmeyi iş sayıyorlar. (Arabalarımıza binip nerelere yetişiyoruz? Yazgımızdaki hangi ölüme, ölümlerden hangisine?)" (s. 23)
"'Eğitsel' hayvanlarımız çocuk kitaplarında kala, ayılar, tavşanlar, köpekler evlerin birer köşesinde tozlana ya da güvelere yem oladursun, onları kucaklarında sıka sıka uyumuş olanlar şimdi arabalarının önüne çıkan sevilmişleri çiğnememekle yetinmeyi iş sayıyorlar. (Arabalarımıza binip nerelere yetişiyoruz? Yazgımızdaki hangi ölüme, ölümlerden hangisine?)" (s. 23)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Narla İncire Gazel #2
Hayvanlar Kitapçığı
"Batan güneş ister yatay ister düşey konumlarında dakikalar boyu bakmak, belki de en çok sevdikleri birkaç şeyden biri... Dünyanın eski, çok eski bir çağının bugün bizlerle birlikte yaşamakta olduğunu anımsatırlar bize. İçimizde dünyanın çok eski bir çağını taşıdığımız da, insanca edindiğimiz bilgilerden çıkarılabilecek bir başka bilgi. Farkında mıyız?" (s. 19)
"Batan güneş ister yatay ister düşey konumlarında dakikalar boyu bakmak, belki de en çok sevdikleri birkaç şeyden biri... Dünyanın eski, çok eski bir çağının bugün bizlerle birlikte yaşamakta olduğunu anımsatırlar bize. İçimizde dünyanın çok eski bir çağını taşıdığımız da, insanca edindiğimiz bilgilerden çıkarılabilecek bir başka bilgi. Farkında mıyız?" (s. 19)
Etiketler:
Alıntı,
Bilge Karasu,
Metis Yayınları,
Narla İncire Gazel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
